KÜLTÜR-SANAT
Yayınlanma : 22 Ocak 2026 15:29
Düzenleme : 22 Ocak 2026 15:30

KAR MASALLARI

KAR MASALLARI
Karslı yazar Sibel Oğuz, Kars'a ve Kar'a dair dizeleri kaleme aldı.

KAR MASALLARI

Karslı yazar Sibel Oğuz, Kars'a ve Kar'a dair dizeleri kaleme aldı.

Öğretmenim, doğaya…
Elim, ayağım üşüyor.
Yüreğimde buz sarkıtları…
Annemin bayrama sakladığı şekerlerin tadı damağımda.
Sınır tanımayan hayallerim avucumun içinde,
bir yapışkanla duvara tutturulmuş.
Ah, sınır tanımayan özgürlüğüm, çık gizlendiğin yerden!
Tırnaklarıma ojeler sürdüğüm yosunlu taşlar…
Kardeşimin dinmeyen diş ağrıları…
Nerede atlar, kızaklar?
Bir yerlere sığdıramadığım korkusuz çocukluğum…
Sen de büyümek için acele etmektesin.

İnsan kar görmeyedursun, şair olası tutuyor. Gördün mü bak, durduk yere rahatım kaçtı. Kim huzuru yazmakta bulmuş ki ben de bulayım? Bu bir avuntu değil de nedir? Ne vakit kar yağsa bu şiir düşer aklıma, dertlenirim, başım kaşınır. Sait Faik'i düşünür, kalemi öperim. Otururum masamın başına, Allah ne verdiyse.

Çocukken kardan adam yaptığımı pek hatırlamıyorum; zira bizim coğrafyada karların içinde yaşayan herkes zaten yürüyen bir kardan adamdı. Kar ne yoruluyor, ne de durup dinleniyordu. Aralıksız yağan kar söyleminin edebiyatçıların diline dolanması bundan olsa gerekti. Karın en sert hâline tanıklık etmek bir çocuk için oldukça güç olsa da, bir çocuğun dünyasında bütün çocukların ayakkabı numarası yirmi dokuzdur ve dünyanın her yerine aynı anda kar yağar. Bu bütünsel yaklaşım belki de bir avutma biçimiydi.

Okula giderken kucağımızda odun taşımamız fıkra olmadığı gibi, sınıfa girdiğimizde “Oya okula koş” cümlesindeki Oya’nın da biz olmadığının farkındaydık. Temkinli yürürken, adımlarımızı hızlandırırsak doğanın bize oynayacağı oyunu da bilirdik. Her şeyi değil ama çok şey bilen, bilmenin gerekliliğine inanan çocuklardık.

Modernitenin henüz uğramadığı, teknolojiyle tanışmadığımız o durgun zaman diliminde, ilkel şartlarda poşetlerin üzerinde kaymanın tadını hiçbir zaman unutmayacağım. O poşetlerin annelerimizin gözünde ne kadar ulaşılamaz ve kutsal olduğunu çocuk yaşımda anlam veremesem de, şimdi anlıyorum ki yokluk, dolaylı da olsa doğayı korumanın başka bir adıymış.

Akarsuların yüzeyi buz tuttuğunda, sözüm ona balıkları seyretmeye giderken canım abimin benden çektiklerini burada anlatmayacağım; her şeyi anlatırsam yazmak için geriye ne kalır?

Bütün bunlara rağmen biliyor ve inanıyorum ki doğanın acımasız davrandığı bireyler, herhangi bir soruna maruz kaldıklarında mücadele etmeyi başarabilen kişilerdir. Öyle sanıyorum ki vazgeçmeyi sevmiyor oluşumuz da bundan.

Sibel Oğuz kimdir?
1980 yılında Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdu. Çocukluğunu burada geçirdi. İlkokulu Sarıkamış’ta, lise ve üniversite eğitimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu; aynı üniversitede felsefe alanında pedagojik formasyon eğitimi aldı. Küçük yaşlardan itibaren yazmaya ilgi duydu.

Öyküleri Türk Dili Dergisi, Hece Öykü, Mahalle Mektebi, Hisdüşüm, KE, Daima Edebiyat, Yedi İklim, Mahal Edebiyat, Edebiyat Haber, İshak Edebiyat, Litera Edebiyat, Ogitto ve çeşitli dijital ve basılı dergilerde yayımlandı. İlk öykü kitabı Annem, Zeytin ve Çay Ekim 2023’te, Bu Hikâye Tutar Canan ise Ekim 2025’te yayımlandı. Evli ve iki çocuk annesidir.